Taşeron Kıdem Tazminatı Riski
Hakedişte Ödenen Karşılık Gerçekten Güvende mi?
Taşeron yönetiminde sık duyulan bir cümle vardır:
“Biz bu riski taşerona devrettik.”
Sözleşme hazırlanır. Şartnamede sorumluluklar tanımlanır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, bordro, SGK, personel değişimi ve fesih süreçleri taşeronun kontrolüne bırakılır.
Sözleşme eki maliyet tablosunda kıdem tazminatı için ayrı bir satır açılır. İhale sonuçlanır, hizmet başlatılır, hakediş hazırlanır. Fatura kesilir. Ödeme yapılır.
Dosya üzerinde her şey tamam görünür.
Peki gerçekten tamam mıdır?
Taşeron kıdem tazminatı riski, hakedişlerde ödenen kıdem karşılığının çalışan bazında izlenmemesi veya güncel kıdem yükünü karşılamaması nedeniyle ortaya çıkan mali ve operasyonel risktir. Taşerona kıdem karşılığı ödenmiş olması, asıl işveren açısından bu riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Yazı İçeriği
Hakedişlerde aylık olarak ödenen kıdem tazminatı karşılığı, sözleşme bugün sona erse çalışanlar için doğabilecek kıdem tazminatı yükünü karşılar mı?
Taşeron bu tutarı ayrı izliyor mu?
Ücret ve kıdem tazminatı tavanı arttığında karşılık yeniden hesaplanıyor mu?
Sözleşme sonunda taşeronun ödeme gücü yeterli olacak mı?
Bu soruların cevabı bilinmiyorsa risk ortadan kalkmış değildir. Sadece ileri bir tarihe bırakılmıştır.
Taşeron hizmetlerinde risk, sözleşme maddesiyle kaybolmaz. Doğru takip edilmediğinde önce taşeronun mali yapısında büyür, ardından hizmeti satın alan asıl işverenin masasına geri döner.
Taşeron kıdem tazminatı riski tam olarak böyle bir risktir.

Kıdem karşılığı hizmet bedelinin içinde kaybolmamalı
Taşeron şirket açısından aylık hakediş genellikle tek bir nakit havuzuna dönüşür.
Maaşlar, SGK ve vergi ödemeleri, tedarikçi borçları, araç giderleri, ekipman alımları, yönetim giderleri ve diğer nakit ihtiyaçları bu havuzdan karşılanır.
Kıdem tazminatı karşılığı da aynı havuzun içinde yer alıyorsa bir süre sonra hangi tutarın hangi yükümlülük için tahsil edildiği görünmez hale gelebilir.
Para tahsil edilir.
Doğmuş giderler ödenir.
Ay kapatılır.
Henüz doğmamış kıdem, izin ve ihbar yükleri ise ileride değerlendirilmek üzere bekletilir.
Sorun da burada başlar.
Hakedişte tahsil edilen kıdem karşılığı, günlük nakit açığını kapatacak serbest bir kaynak gibi değerlendirilmemelidir. Bu tutar, ileride çalışanlar için doğabilecek tazminat yükünün finansmanında kullanılmak üzere izlenmesi gereken bir karşılıktır.
Bugün kasaya girmiş olması, bugün tamamen harcanmasının güvenli olduğu anlamına gelmez.
- Hizmet sözleşmesi bir gün sona erebilir.
- Asıl işveren fesih hakkını kullanabilir.
- İhale başka bir şirkete geçebilir.
- Proje kapanabilir.
- Taşeron mali sıkıntıya girebilir.
- Personel çıkışları beklenenden hızlı ve toplu biçimde gerçekleşebilir.
Bu ihtimallerden biri ortaya çıktığında, daha önce tahsil edilen kıdem karşılığının yerinde olup olmadığı önem kazanır.
Karşılık ayrı izlenmemiş ve günlük işletme giderleri içinde kullanılmışsa, kıdem yükü bir maliyet hesabı olmaktan çıkar.
Nakit krizine dönüşür.
Kârlı görünen bir hizmet sözleşmesi, kapanış döneminde ciddi zarar üreten bir dosya haline gelebilir.
Çünkü ödeme günü geldiğinde Excel dosyası ödeme yapmaz.
Kasa yapar.
Asıl işveren açısından ödeme yapmak dosyayı kapatır mı?
Asıl işveren tarafında da benzer bir rahatlık oluşabilir.
Şartname hazırlanmıştır.
Sözleşme imzalanmıştır.
Personel yükümlülükleri taşerona bırakılmıştır.
Kıdem, izin ve diğer işçilik maliyetleri hizmet bedeline eklenmiştir.
Hakediş kontrol edilmiş, fatura ödenmiş ve muhasebe kaydı tamamlanmıştır.
Buraya kadar süreç düzenli görünebilir.
Ancak düzenli görünen her dosya, düşük riskli bir dosya değildir.
Asıl işverenin sorması gereken soru sadece şu değildir:
“Bu bedeli ödedim mi?”
Asıl soru şudur:
“Ödediğim bu bedelin hangi yükümlülük için ayrıldığını, nasıl hesaplandığını ve taşeron tarafından nasıl izlendiğini biliyor muyum?”
Taşeronun kıdem karşılığını yanlış hesaplaması, eksik ayırması, genel nakit içinde kullanması veya sözleşme sonunda çalışanlara ödeme yapabilecek mali güce sahip olmaması her zaman taşeronun içinde kalan bir problem değildir.
- Taşeronun mali yapısı bozulduğunda hizmet aksayabilir.
- Personel ödemeleri gecikebilir.
- Çalışan sirkülasyonu artabilir.
- Saha kalitesi düşebilir.
- Hakediş ve sözleşme tartışmaları başlayabilir.
- Personel alacakları hukuki sürece taşınabilir.
- Yeni taşeron arayışı, iş devri, personel geçişi ve operasyonun devamlılığı yeniden asıl işverenin gündemine gelebilir.
Bu noktada “Biz bu payı hizmet bedelinin içinde zaten ödedik” cümlesi, beklenen güvenceyi sağlamayabilir.
Sözleşmede sorumluluğun taşerona ait olduğunun yazması başka şeydir.
Bu yükümlülüğün çalışan, dönem ve tutar bazında izlenmesi başka şeydir.
Taşeron ödeme gücünü kaybetmişse, rücu hakkının sözleşmede bulunması ile söz konusu tutarın fiilen tahsil edilebilmesi aynı konu değildir.
İyi taşeron yönetimi, bu ihtimali mahkeme veya kriz gününe bırakmaz.
Hakedişte kıdem payının görünmesi neden yeterli değildir?
Taşeron hakedişinde “kıdem tazminatı karşılığı” satırının bulunması iyi bir başlangıçtır. Ancak tek başına yönetim sistemi değildir.
Hakediş bir ödeme ve kontrol belgesidir. Çalışan bazlı yükümlülük takibinin yerini tutmaz. Toplam kıdem tutarının hakedişte görünmesi şu soruların cevabını vermez:
- Bu karşılık hangi çalışanlar için ayrıldı?
- Hangi ücret üzerinden hesaplandı?
- Çalışanların işe giriş tarihleri dikkate alındı mı?
- Ücret artışları hesaba katıldı mı?
- Dönemin kıdem tazminatı tavanı doğru uygulandı mı?
- Geçmiş dönemlerde tahsil edilen karşılıklar ne kadar?
- Bugün sözleşme sona erse doğabilecek toplam yük ne kadar?
- Tahsil edilen karşılık ile güncel yükümlülük arasında fark var mı?
Bir satır görmekle bir riski yönetmek aynı şey değildir.
Taşeron hakediş kontrolü burada devreye girer.
Hakedişte yer alan kıdem karşılığı, bordro verisi, personel listesi, işe giriş tarihleri, ücret değişimleri, kıdem tazminatı tavanı ve hizmet süresiyle eşleştirilmelidir.
Bu bağlantı kurulmadığında hakedişteki kıdem satırı finansal bir görüntü olarak kalır.
Sisteme dönüşmez.
Taşeron maliyet yönetimi de sadece fatura kontrolünden ibaret değildir.
Fatura, bordro, sözleşme, insan kaynakları, saha operasyonu ve finans verisi aynı yerde buluşmadığında risk parçalanır.
- Bir departman fiyatı görür.
- Bir departman personeli görür.
- Bir departman faturayı görür.
- Bir departman sözleşmeyi görür.
Ama kimse toplam yükümlülüğü görmez.
Taşeron kıdem tazminatı riski nasıl büyür?
Kıdem tazminatı riski tek bir nedenle ortaya çıkmaz. Birkaç farklı unsur aynı anda etkili olur.
1. Ücret artışları
Kıdem tazminatı, çalışanın geçmişte aldığı ücretlerin ortalaması üzerinden değil, çıkış tarihindeki esas ücret üzerinden hesaplanır.
Bu nedenle geçmiş yıllarda hakedişe yansıtılan kıdem karşılığı ile bugün doğabilecek kıdem tazminatı yükü arasında fark oluşabilir.
Ücretler arttıkça geçmiş dönem karşılıklarının güncel yükü ne ölçüde karşıladığı yeniden hesaplanmalıdır.
2. Kıdem tazminatı tavanındaki değişiklikler
Kıdem tazminatı tavanı dönemsel olarak değişir.
Brüt ücreti tavanın üzerinde olan çalışanlarda, tavan artışı doğrudan olası ödeme yükünü etkiler.
Taşeron geçmiş dönemlerde daha düşük bir tavan üzerinden karşılık tahsil etmiş olabilir. Çalışanın çıkış tarihinde geçerli tavan yükselmişse aradaki fark için ek nakit ihtiyacı oluşur.
Bu nedenle maliyet tabloları sözleşmenin başında hazırlanıp yıllarca aynı şekilde kullanılamaz. Her ücret ve tavan değişiminde yeniden değerlendirilmelidir.
3. Hizmet süresinin uzaması
Bir çalışanın birkaç ay çalışmasıyla sekiz yıl çalışması aynı risk düzeyini oluşturmaz.
Taşeron personelinin kısa sürede değişeceği varsayımıyla hazırlanan maliyet modelleri, çalışanlar uzun süre sahada kaldığında bozulabilir.
Sözleşme uzadıkça personelin kıdem süresi de büyür.
Bu nedenle hizmet süresi çalışan bazında izlenmelidir.
4. Personel sirkülasyonu
Yüksek personel değişimi riski ortadan kaldırmaz. Hesabı daha karmaşık hale getirir.
Bazı çalışanlar kıdem tazminatına hak kazanmadan ayrılır.
Bazı çalışanlar yıllarca devam eder.
Bazı çalışanların işveren veya proje değişse bile aynı işyerindeki çalışma düzeni sürer.
Toplam çalışan sayısı üzerinden genel bir oran kullanmak, bu farklılıkları göstermeyebilir.
Bu nedenle risk kişi bazında takip edilmelidir.
5. Sözleşme ve fiyatlandırma modeli
Bazı sözleşmelerde kıdem karşılığı aylık oran olarak hakedişe eklenir.
Bazılarında gerçekleştiğinde ayrıca fatura edilir.
Bazılarında hizmet bedelinin içinde görünmez hale gelir.
Bazı sözleşmelerde ise personelin kıdem ve izin haklarının nasıl izleneceği hiç tanımlanmaz.
Her fiyatlandırma modeli farklı bir nakit ve kontrol riski yaratır.
Bu nedenle sözleşme hükümleriyle maliyet modeli birlikte değerlendirilmelidir.
6. Nakit yönetimi
Hesap doğru yapılmış olabilir.
Karşılık doğru tutarda tahsil edilmiş olabilir.
Ancak para ayrı izlenmiyorsa risk devam eder.
Şirketlerde acil ödeme bitmez. Her ay yeni bir nakit ihtiyacı çıkar.
Kıdem yükümlülüğü ise sessizce büyümeye devam eder.
İyi bir hesaplama, kötü nakit yönetimini tek başına düzeltemez.
7. En ucuz teklifin tercih edilmesi
Ben 10 yıllık taşeron şirket yönetimi deneyimine sahip bir finans uzmanı olarak bu başlığı özellikle ayrı değerlendiriyorum.
İhale dönemlerinde önüme sık sık şu sorular gelirdi:
“Bu teklif neden bu kadar düşük?”
“Bu şirket bu işi bu fiyatla nasıl yapacak?”
“Mevcut hizmet bedeliyle yeni teklif arasında neden bu kadar fark var?”
Dosyalar incelendiğinde farkın her zaman operasyonel verimlilikten kaynaklanmadığı görülürdü.
Bazı tekliflerde Excel formül hatası vardı.
Bazılarında personel maliyeti eksik hesaplanmıştı.
Bazılarında işçilik yükünün belirli parçaları fiyatın dışına bırakılmıştı.
Bazılarında ise ihale kazanıldıktan sonra ek maliyet talep edileceği baştan belliydi.
Emek yoğun sektörlerde toplam maliyetin ana gövdesini insan kaynağı oluşturur.
Temizlik, güvenlik, teknik işletme, tesis yönetimi ve destek hizmetlerinde personel maliyeti yanlış hesaplanıyorsa teklifin tamamı yanlış kurulmuştur.
Yanlış teklif sadece taşeronun problemi değildir.
Personel maliyetini doğru bütçeleyemeyen taşeron, finansal sürdürülebilirlik riskini daha ihale aşamasında işverenin önüne getirir.
İşveren en ucuz hizmeti satın aldığını düşünebilir.
Oysa satın alınan şey bazen düşük maliyetli bir hizmet değil, baştan eksik kurulmuş bir maliyet modelidir.
Bu tür modeller sözleşme devam ederken kendini göstermeye başlar.
- İşçilik ücretleri için ek talepler gelir.
- Personel sirkülasyonu yükselir.
- Kıyafet, eğitim, iş sağlığı ve güvenliği veya izin değiştirici personel gibi giderler yeniden masaya getirilir.
- Hizmet kalitesi düşebilir.
- Personel ödemeleri aksayabilir.
- İşveren, başlangıçta düşük görünen fiyatın üzerine yeni maliyetler eklemek zorunda kalabilir.
Bu nedenle en ucuz teklif tek başına iyi haber değildir.
İyi fiyat, risk ve yükümlülüğü taşıyabilen fiyattır.
Yıllık izin ve ihbar riski de aynı sistemin parçasıdır
Bu yazının odağı kıdem tazminatı olsa da taşeron personel yükümlülükleri birbirinden bağımsız değildir.
Yıllık izin kullandırılmadığında çalışan hakkı birikir.
İşten ayrılma tarihinde kullanılmayan izinler ücret alacağına dönüşebilir.
Taşeron bu maliyeti yıllar boyunca hizmet bedeli içinde tahsil etmiş, ancak izin planlamasını yapmamışsa sözleşme sonunda ek ödeme yükü doğar.
İhbar süreleri de personel değişimlerinde ve sözleşme geçişlerinde doğru yönetilmelidir.
Bir de operasyonel maliyet vardır.
Yıllık izne çıkan çalışanın yerine başka bir personel görevlendirilmesi gerekir.
Bu personelin maliyeti, eğitimi, saha adaptasyonu, vardiya planlaması ve iş kıyafeti ayrıca yönetilmelidir.
Kıdem, izin, ihbar, bordro ve hakediş ayrı dosyalarda tutulduğunda toplam risk görünmez hale gelir.
Riskler farklı başlıklarda doğabilir.
Ancak nakit ihtiyacı aynı kasadan çıkar.
Taşeron şirket ne yapmalı?
Taşeron şirketin ilk ihtiyacı finansal disiplindir.
Hakedişte tahsil edilen kıdem karşılığının günlük işletme sermayesi gibi kullanılamayacağı proje başlangıcında kabul edilmelidir.
Taşeron bu karşılığı yönetebilecek mali disipline sahip değilse fiyatlandırma ve sözleşme modeli buna göre kurulmalıdır.
Kıdem ve izin yükleri, oluştuğu dönemde işverene yansıtılacak bir modelle yönetilebilir.
Aylık karşılık tahsil edilecekse de çalışan bazlı takip sistemi kurulmalıdır.
Her çalışan için en az şu veriler izlenmelidir:
- İşe giriş tarihi
- Görevi ve çalışma yeri
- Güncel brüt ücreti
- Toplam hizmet süresi
- Hakedişe yansıtılan kıdem karşılığı
- İlgili dönemin kıdem tazminatı tavanı
- Bugün doğabilecek olası ödeme tutarı
- Tahsil edilen karşılık ile güncel yük arasındaki fark
- Yıllık izin hakkı ve kullanılmayan izin bakiyesi
Bu takip sözleşme sonunda yapılacak bir çalışma değildir. Sözleşme devam ederken, belirli dönemlerde güncellenmelidir.
Ücret artışlarında ve kıdem tazminatı tavanı değişikliklerinde maliyet tablosu yeniden hesaplanmalıdır.
Tahsil edilen karşılıklar mümkün olduğu ölçüde ayrı hesaplarda, ayrı raporlarda ve muhasebe kayıtlarında görünür tutulmalıdır.
Önemli olan sadece doğru hesabı yapmak değildir.
Hesaplanan tutarın sözleşme sonuna kadar korunmasını da sağlamaktır.
Asıl işveren ne yapmalı?
Asıl işveren açısından ilk kabul şu olmalıdır:
Taşerona işi ihale etmek, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Hakediş kontrolü sadece faturanın doğruluğu ve hizmetin gerçekleşmesi üzerinden yürütülmemelidir. Personel yükümlülükleri de kontrol sisteminin bir parçası olmalıdır.
İlk olarak hakediş onay formatı gözden geçirilmelidir.
Kıdem, yıllık izin, ihbar ve diğer personel maliyetlerinin hizmet bedelinin içinde görünmez hale gelmesine izin verilmemelidir.
Taşeronun tüm ticari ve mali verilerinin talep edilmesi elbette mümkün olmayabilir.
Ancak şu sorular sorulabilir:
- Kıdem karşılıkları çalışan bazında takip ediliyor mu?
- Hakedişte tahsil edilen tutar ile güncel yükümlülük karşılaştırılıyor mu?
- Ücret ve tavan artışlarında maliyetler güncelleniyor mu?
- Karşılıkların ayrı izlendiğini gösteren bir rapor var mı?
- Sözleşme sonunda çıkabilecek toplam personel yükü biliniyor mu?
- Yine sözleşme sonunda kullanılmamış karşılıklar nasıl değerlendirilecek?
İkinci olarak çalışan bazlı veri düzeni kurulmalıdır.
Sahada görev yapan personelin işe giriş tarihi, görevi, hizmet süresi, güncel ücreti ve hakedişe yansıyan karşılıkları belirli periyotlarla kontrol edilmelidir.
Üçüncü olarak sözleşmeye sadece sorumluluğun kimde olduğu yazılmamalıdır.
Takip yöntemi de tanımlanmalıdır.
- Hangi rapor alınacak?
- Hangi aralıklarla kontrol yapılacak?
- Kıdem tazminatı tavanı değiştiğinde hangi personeller için yeniden hesaplama yapılacak?
- Sözleşme sonunda mutabakat nasıl yürütülecek?
- Çalışanların kullanılmayan izinleri nasıl kontrol edilecek?
- Taşeronun ödeme gücünde bozulma görülürse hangi aksiyon alınacak?
Bu soruların cevabı sözleşme ve prosedürlerde bulunmuyorsa işveren taşeron yönetimini değil, taşeron faturasını yönetiyor olabilir.
Bu ikisi aynı şey değildir.
Risk önce görünür hale getirilmeli
Bir riski yönetmenin ilk şartı, riskin büyüklüğünü görebilmektir. Bu nedenle asıl işverene hakedişlerde yansıtılan kıdem karşılığı ile bugün doğabilecek kıdem tazminatı yükü karşılaştırılmalıdır.
Tek bir çalışan için oluşan fark küçük görünebilir. Ancak aynı fark 10, 50 veya 200 çalışanda ciddi bir nakit yüküne dönüşebilir.
Bu amaçla Yapıcı Pro’da Taşeron Kıdem Tazminatı Risk Hesaplama Aracı’nı hazırladık.
Araç, tek çalışan ve tek ücret tutarı üzerinden hakedişte işverene yansıtılmış kıdem karşılığı ile güncel olası kıdem tazminatı yükü arasındaki farkı göstermeyi amaçlar.
Bu araç klasik bir bordro hesaplama aracı değildir.
Amaç sadece “Kaç lira kıdem tazminatı çıkar?” sorusuna cevap vermek değildir.
Asıl sorular şunlardır:
- Tahsil edilen karşılık, bugün doğabilecek yükü karşılıyor mu?
- Karşılamıyorsa fark nereden kaynaklanıyor?
- Bu fark hangi raporda izleniyor?
- Farkı kapatmak için kim aksiyon alacak?
Bu soruların cevabı yoksa risk orta yerde duruyor demektir.
Yapıcı Danışmanlık bu konuya nasıl bakıyor?
Yapıcı Danışmanlık açısından taşeron kıdem tazminatı riski tek başına bir tazminat hesabı değildir. Bu konu, şirketin taşeron yönetim altyapısının ne kadar güçlü olduğunu gösterir.
Bir şirket taşeron personelinin kıdem karşılığını izleyemiyorsa yıllık izin riskini de tam olarak göremeyebilir.
Hakediş kontrolü bordro verisinden kopuk olabilir.
Sözleşme fiyatı saha verileriyle eşleşmeyebilir.
Finans raporlarında toplam personel yükümlülüğü görünmeyebilir.
Sözleşme sonunda yapılacak iş devri önceden planlanmamış olabilir.
Konu bir hesaplama sorunu gibi başlar.
Sistem sorunu olarak büyür.
Sağlıklı bir taşeron yönetim yapısında şu unsurlar bulunmalıdır:
- Çalışan bazlı taşeron personel matrisi
- Bordro ve hakediş verilerini eşleştiren kontrol sistemi
- Kıdem, ihbar ve yıllık izin karşılıklarını ayrı gösteren raporlama
- Ücret ve kıdem tazminatı tavanı değişikliklerinde güncellenen risk hesabı
- Taşeronun mali sürdürülebilirliğini izleyen kontrol noktaları
- Sözleşme sonu ve iş devri mutabakat prosedürü
- Üst yönetime sunulabilecek açık ve aksiyon alınabilir risk raporu
Bu yapı kurulmadığında taşeron yönetimi kişisel takiplerle yürür.
Kişisel takip ise ilgili çalışan işten ayrıldığında, yönetici değiştiğinde veya kriz çıktığında dağılabilir.
Şirketlerde sık duyulan cümlelerden biri şudur:
“Biz bu riski biliyorduk ama takip edemedik.”
İyi yönetim sistemi, bilinen riski takip edilebilir hale getirir.
Ödenmiş görünmesi, yönetildiği anlamına gelmez
Taşeron hizmetlerinde en pahalı cümlelerden biri şudur:
“Biz bu payı maliyet tablosunda zaten ödedik.”
Evet, ödemiş olabilirsiniz.
Sözleşmede kıdem ve yıllık izin yükümlülüklerinin taşeron sorumluluğunda olduğu yazıyor olabilir.
Hakediş ekinde hangi oranda veya hangi tutarda ödeme yapıldığı da gösterilebilir.
Dosya şeklen temiz görünebilir.
Ancak taşeron mali gücünü kaybetmişse, kasasında yeterli kaynak kalmamışsa ve karşılıklar yıllar içinde diğer ödemelerde kullanılmışsa yapılan ilk ödeme sizi aynı yük için ikinci kez ödeme riskinden tamamen korumayabilir.
Mesele sadece sözleşmede yükümlülüğün kime ait olduğunun yazılması değildir.
Sözleşmeye yazmak başka şeydir.
Takip etmek başka şeydir.
Maliyet tablosunda ödemek başka şeydir.
O tutarın gelecekte doğabilecek çalışan hakları için korunmasını ve raporlanmasını sağlamak başka şeydir.
İyi sözleşme sadece sorumluluğu taraflar arasında dağıtmaz.
Sorumluluğun nasıl izleneceğini, nasıl raporlanacağını, hangi dönemlerde mutabakata bağlanacağını ve risk büyümeden kimin hangi aksiyonu alacağını da tanımlar.
- Kıdem karşılığı, hakedişin içinde kaybolacak önemsiz bir satır değildir.
- Satın alma pazarlığında dayanağı görülmeden azaltılacak bir oran değildir.
- Taşeronun nakit ihtiyacında görünmez hale gelecek bir kaynak hiç değildir.
Doğru hesaplanmaz, ayrı izlenmez ve finansal olarak yönetilmezse sözleşmenin sonunda herkes aynı masaya geri döner.
Taşeron ödeme güçlüğü yaşar.
İşveren ek maliyet riskiyle karşılaşır.
Çalışan alacağını tahsil etmek için bekler.
Operasyon aksar.
Sözleşme tartışmaya açılır.
Ve sonunda biri şu cümleyi kurar:
“Bunu baştan takip etmemiz gerekiyordu.”
Evet.
Gerekiyordu.
Taşeron yönetimi iyi niyetle değil, sürdürülebilir matematikle yürütülür.
Mesele sadece sözleşme hazırlamak değildir. Sözleşmenin doğurduğu yükümlülükleri görünür, izlenebilir, raporlanabilir ve yönetilebilir hale getirmektir.
Risk görünmüyorsa yönetilmiyordur.
Yönetilmiyorsa bir gün mutlaka masaya geri döner.
Hukuki dayanaklar ve ilgili kaynaklar
4857 sayılı İş Kanunu, asıl işveren ve alt işveren ilişkisi
1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükteki 14. maddesi
İlgili dönemin kıdem tazminatı tavanı
Taşeron Kıdem Tazminatı Riski Hakkında Sık Sorulan Sorular
1.Taşeron kıdem tazminatı riski nedir?
2.Hakedişte kıdem tazminatı karşılığı ödenmesi riski ortadan kaldırır mı?
3.Taşeron kıdem karşılığı neden çalışan bazında takip edilmelidir?
4.Hakedişte ödenen kıdem karşılığı ile güncel kıdem yükü arasında neden fark oluşur?
5.Asıl işveren taşeron kıdem tazminatı riskini nasıl kontrol edebilir?
6.Sözleşme sonunda kullanılmamış kıdem karşılıkları nasıl değerlendirilmelidir?
